Archive for Ocak 2010

Richard Sennett – işe yaramazlık kabusu

İşe yarıyorum, o halde varım!
Bugün beceri toplumlarında işsizlikle karşı karşıya kalanların çoğunun eğitimli ve vasıflı kişiler olduğu su götürmeyen bir gerçektir. Yeteneğin, insanı ekonomik değere dönüştürmesi de bu gerçeğe eklemlenen bir başka varolandır. Sennett burada önemli bir soruna değinir; o da işe yaramazlık kâbusudur. Bu kâbusu üç etken tetikler: ‘Küresel emek arzı, otomasyon ve yaşlanmanın yönetimi’ (s. 64). Küresel emek arzı ile kastedilen insan enerjisi kaynaklarının sürekli yer değiştirmesidir. Otomasyon ise, insanların yerine makinelerin geçeceğine dair yarattığı endişeyle işe yaramazlık kâbusunu besler. Yaşlılık da verimliliği düşürdüğü için ‘tehlike’ olarak görülür. Bugünün çalışma düzeninin merkezinde bulunan nesneleştirme, Sennett’e göre öz olarak ‘kendi içinde anlamlı bir şey yapmak’ demektir ve ‘bu nesneleştirme ruhu, alt düzeyden ve vasıfsız görülen emekçilerin bile işiyle gurur duymasını sağlayabilir’ niteliktedir (s. 76). Sennett, meritokrasi kavramına atıf yaparken hem adı geçen nesneleştirmeyi hem de meritokrasinin tanımı olan ‘az sayıda vasıflı insanın bütün bir toplumu denetim altında tutmasını’ göz önüne alır. Meritokrasi çoğunlukla, ’sende potansiyel yok’ diyerek ayrımlama yoluna gider (s. 89) ve bu da daha derin bir işe yaramazlık duygusu uyandırır. Bu bağlamda potansiyelin ya da potansiyel yeteneğin sosyal ifadesi ‘herkesle çalışabilirim’dir (s. 90). Bir başka deyişle sahip olunan beceri, her koşulda işbirliğine yönelme becerisidir. İnsanların, başkalarının gözünde işe yarar veya ‘değerli’ hale gelebilmesinin ilk koşulu, özel bir yetenek ya da beceri geliştirmektir. Ancak bugün yeteneklerin keşfinde kullanılan teknoloji, gün geçtikçe incelikli hale gelmiş ve şirketler bu aracı, insanları hem elemek hem de teşvik etmek adına kullanmıştır.

Reklamlar

POST-FORDİZM

kaynak: http://www.mevzuatdergisi.com/2005/06a/05.htm
Sonsuz olarak değişen, sonsuz olarak hareket eden ve maddenin onlara göre  hareket edip değiştiği yasalardan başka hiçbir şey öncesiz ve sonsuz değildir.” Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği, 1882. [1]

Centilmenler, kriz sizi endişelendiriyor. Endişelenmemelisiniz. Kapitalizm için kriz iyi bir soğuk duştur” diyen Schumpeter’in uzun vadeli görüş açısı, Keynes’inkinin tam tersiydi. Dizginlenemez denli alaycılığıyla, önce “kısa dönemde” kapitalizmin yeni formuyla gerçekten uzun, yükselen bir eğri çizeceğini, “bu işlerde yüzyılın kısa bir dönem olduğunu” ekleyerek iddia etmişti. Ama sonrasında alt üst edici nihai hüküm geldi: “Kapitalizm ayakta kalabilir mi? Hayır. Kalabileceğini düşünmüyorum.”[2] Robert L. Heilborner.

Giriş

1970’li yıllarda yaşanan fordizmden post-fordizme geçiş, sosyal bilimler yazınında hakim görüşe göre kapitalizmin bir fazından diğer bir fazına geçiş olarak algılanmaktadır. Söz konusu geçiş önceki fazın krizi sonucu kapitalizmin kendisini yeniden üretme girişimidir. Akademinin kahinleri bu bağlamı açıklarken “yapısal kriz”, “transformasyon”, “geçiş (İng. transition)” terimlerini ön plana çıkarırken, diğer taraftan yeni süreci izah ederken de “post-fordizm”, “post-endüstrileşme”, “post-modernizm”, “beşinci Kontratiev”, “post-kolektif” gibi yakıştırmaları kullanmaktadır.[3] Okumaya devam et

Fordizm Nedir

fordizm kavramı genel olarak amerika’da henry ford tarafından geliştirilen ve daha çok kapitalist endüstriyel üretim sürecinde uygulanan ilkeleri tanımlamak için kullanılmaktadır. önceleri gramsci tarafından amerikan endüstriyel yaşam biçimini belirtmek için kullanılmış, daha sonra literatürde fordizm kavramı, kavramsal olarak kapitalist endüstrileşmenin daha çok 2.dünya savaşı sonrası gelişimiyle ilgili olarak kullanılmıştır. Okumaya devam et

Postfordizm Nedir?

Kapitalist ekonomilerde üretim ve tüketim süreçlerinde oluşan krizle birlikte yaşanan dönüşüm, fordizm-postfordizm, endüstriyel-postendüstriyel toplum, örtgütlü-örgütsüz kapitalizm, modernizm-postmodernizm gibi kavramsallaştırmalar çerçevesinde tartışılmaktadır. 1970’li yıllarla birlikte fordist üretim sisteminin daha yaygın olarak uygulandığı gelişmiş kapitalist ülkelerde kitlesel üretimin iç ve dış pazarlarda meydana gelen ani talep değişikliklerine yanıt veremediği ve sistemin kendi içinde hızlı bir şekilde tıkanmaya doğru gittiği öne sürülmektedir. Okumaya devam et

Post-Fordist Üretim Örgütlenmeleri

Post-Fordist Üretim Örgütlenmeleri ve İşgörenler Üzerindeki Etkileri

Özet
Üretime odaklanarak insan faktörünü ihmal eden Fordist üretim örgütlenmesinde işgörenler, üretim hattı boyunca sürekli tekrar eden basitleşmiş belli bir iş yaparlar. İşin bu monoton ve tekdüze yapısının, işgörenler üzerinde psikolojik ve devinimsel bazı olumsuz yansımaları olabilmektedir. Kırılması güç bir uyuşukluk hali yaratan Fordist üretim örgütlenmelerinde yaşanan sorunları ve güçlükleri aşmak amacıyla, örgütteki insan faktörünü önceleme iddiasında olan post-Fordist üretim örgütlenmesi geliştirilmiştir. İşgörenlerin motorize kariyerler halinde çalıştığı, sorumluluk ve sınırlı özerkliğin tanındığı Post-Fordizm, kalite halkaları ve benzeri yollarla işgörenleri işle ilgili süreçlere katmayı öngörür. Böylelikle işgörenlerin ve dolayısıyla örgütün verimi ve üretimi artırılmaya çalışılır. Okumaya devam et

Psikolojik Savaş Teknikleri

Psikolojik Savaş; klasik anlamdaki savaşın kazanılması veya kaybedilmesinde. savaştan sonra da üstünlüğün devam etmesinde yahut sorunların çözülmesinde insanların ruh haline etki ederek sonuç almak olarak tarif ediliyor.

Psikolojik Savaş yöntemlerinden biri propagandadır. Propaganda savaşta çok güçlü bir silahtır. Bu durumda amaç genellikle içerdeki veya dışarıdaki düşmanı insanlık dışı olarak göstermek ve ona karşı nefret yaratmaktır. Bazı özel kelimeler kullanarak veya bazı özel kelimeleri kullanmaktan sakınarak düşman hiç yapmadığı şeyler için suçlanır ve bu sayede zihinlerde hatalı bir imaj oluşturulur. Okumaya devam et