Posts Tagged ‘Batılılaşma’

NİYAZİ BERKES: ULUSÇULUK-DEVRÎMCİLÎK EKSENİNDE KEMALİST ÇAĞDAŞLAŞMA MODELİNİN İNŞASI

Sosyoloji Dergisi, 3.Dizi, 17. Sayı, 2008/2,31-47 .

NİYAZİ BERKES: ULUSÇULUK-DEVRÎMCİLÎK EKSENİNDE KEMALİST ÇAĞDAŞLAŞMA MODELİNİN İNŞASI

NİYAZİ BERKES: CONSTRUCTION OF ‘ KEMALIST MODERNIZATION MODEL ON THE BASE OF NATIONALIST- REVOLUTIONIST KEMALİST IDEA

Doç. Dr. Ayşe AZMAN

Mersin Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü

Özet : Bu çalışmanın amacı, Niyazi Berkes’in "din ve dünya işlerini birbirinden ayırma davası" olarak nitelendirdiği. ulusçuluk ve devrimcilik eksenli çağdaşlaşma/modernleşme modelini incelemektir. Niyazi Berkes’in temel düşünsel eğilimi bütüncül batılılaşma zemininde açıklanabilir. Osmanlı’dan beri süregelen "Batı ve Biz" sorununa karşı geliştirdiği Kemalist çağdaşlaşma modeli belli değişkenler çerçevesinde karşımıza çıkar. Sorunu ilk olarak din ve dünya işlerinin ayrılması bağlamında ele almaktadır. Laiklik yerine önerdiği sekülarizm kavramı da bu noktada anlam kazanmaktadır. Ayrıca Ziya Gökalp’in kültür ve uygarlık ayırımına karşı "uygarlık olarak Batı" ve "emperyalist Batı" ayrımını önermektedir. Türk toplumunun çağdaşlaşma serüvenini öncelikle bir zihniyet değişimi olarak görmektedir. Türk toplum tarihinde "ilerici ve gerici" güçlerin mücadelesini de aynı eksende yorumlamaktadır. Kemalist çağdaşlaşma modeli de bu yorumlama biçiminin bir parçası olarak görülebilir. Berkes Kemalizmi ulusçuluk ve devrimcilik ekseninde siyasal ve ekonomik olarak tam bağımsızlık ve "Batıya rağmen batılılaşma" ekseninde inşa etmektedir. Kemalizm salt bir zihniyet değişimi süreci değil, ayni zamanda tarihsel bir zorunluluktur.

Anahtar Kelimeler: Kemalizm, Modernleşme, Batılılaşma, Sekülarizm.

Abstract: The purpose of this study is to investigate Niyazi Berkes’ model on based secularization/modernization which he considers as a case on separating religious and worldly affairs. Niyazi Berkes’ main intellectual tendency would be explained on the base of holistic westernization. The modernization model which he developed against the problem of "West and Us" continues from the period of Ottoman Empire, appears on specific variables. The secularism concept which he offers instead of laicism gains a_meaning on this base. Against the Ziya Gokalp’s differentiation between culture and civilization he offers the difference between "west as civilization" and "imperialist west". Berkes perceives primarily the modernization adventure of Turkey as a change in mentality. He interprets the struggle between "progressive" and "reactionary" forces on the same base. Kemalist modernization model could also be seen as a part of this interpretation. Berkes perceives Kemalism as a nationalist and a revolutionist idea and constructs this idea on the base of economical and political independence and "westernization despite the West". Kemalism is not only process of mental change but also a historical determinism.

Keywords: Kemalism, Modernization, Westernization, Secularism.

Reklamlar

Osmanlı Devlet ve Toplum Kuruluşunun Özellikleri

Prof. Dr. Niyazi BERKES

Türk-İslam-Osmanlı toplumunun, bilinçli bir düşünle çağdaşlaşması akımının doğuşundan önceki kuruluşunun ne tür bir kuruluş olduğu, bugün bile, açık seçik kavranmış değildir. Düşün hayatının en yüksek düzeyinde bulunan aydınlar bile onu tanımlarken kimi kez feodal, kimi kez teokratik bir düzen olarak, kimi kez de ikisi birlikte olarak tanımlarlar. Gerçekte bu tanımlamaların ikisi de Osmanlı geleneğine, geleneksel niteliğine hem yabancı hem aykırıdır. Osmanlı rejimi ne feodaldir, ne de teokratik; hele hem feodal hem teokratik hiç değildir.

Fakat bu yanlış tanımlamaların yapılışının nedenleri vardır. Bu tanımlamaları yapanlar bunları, Batı devlet ve din kurumları tarihi ile tanışmaları sonucu öğrenmişlerdir. Aradaki farklara dikkat etmeden, Avrupa’daki durumun Osmanlı tarihi için de doğru olduğu sonucuna varmışlardır. Avrupa tarihinde feodal rejim, kapitalist ekonomi öncesi bir ekonomiye dayalı bir rejim olarak görülür. Liberal ve kapitalist olmayan, yani anayasalı devlet rejimi örneğinde olmayan Asya ve Afrika uygarlıkları modern çağda hep geri kalmış ülkeler olarak görüldüğü için, bunlar gelişigüzel kestirmeden feodal olarak tanımlanırlar. Örneğin ekonomik düşün tarihinde Adam Smith’den John Stuart Mill’e kadar bunların feodal toplumlar olarak nitelendirildiğini görürüz.