Archive for the ‘Endüstri Sosyolojisi’ Category

Richard Sennett – işe yaramazlık kabusu

İşe yarıyorum, o halde varım!
Bugün beceri toplumlarında işsizlikle karşı karşıya kalanların çoğunun eğitimli ve vasıflı kişiler olduğu su götürmeyen bir gerçektir. Yeteneğin, insanı ekonomik değere dönüştürmesi de bu gerçeğe eklemlenen bir başka varolandır. Sennett burada önemli bir soruna değinir; o da işe yaramazlık kâbusudur. Bu kâbusu üç etken tetikler: ‘Küresel emek arzı, otomasyon ve yaşlanmanın yönetimi’ (s. 64). Küresel emek arzı ile kastedilen insan enerjisi kaynaklarının sürekli yer değiştirmesidir. Otomasyon ise, insanların yerine makinelerin geçeceğine dair yarattığı endişeyle işe yaramazlık kâbusunu besler. Yaşlılık da verimliliği düşürdüğü için ‘tehlike’ olarak görülür. Bugünün çalışma düzeninin merkezinde bulunan nesneleştirme, Sennett’e göre öz olarak ‘kendi içinde anlamlı bir şey yapmak’ demektir ve ‘bu nesneleştirme ruhu, alt düzeyden ve vasıfsız görülen emekçilerin bile işiyle gurur duymasını sağlayabilir’ niteliktedir (s. 76). Sennett, meritokrasi kavramına atıf yaparken hem adı geçen nesneleştirmeyi hem de meritokrasinin tanımı olan ‘az sayıda vasıflı insanın bütün bir toplumu denetim altında tutmasını’ göz önüne alır. Meritokrasi çoğunlukla, ’sende potansiyel yok’ diyerek ayrımlama yoluna gider (s. 89) ve bu da daha derin bir işe yaramazlık duygusu uyandırır. Bu bağlamda potansiyelin ya da potansiyel yeteneğin sosyal ifadesi ‘herkesle çalışabilirim’dir (s. 90). Bir başka deyişle sahip olunan beceri, her koşulda işbirliğine yönelme becerisidir. İnsanların, başkalarının gözünde işe yarar veya ‘değerli’ hale gelebilmesinin ilk koşulu, özel bir yetenek ya da beceri geliştirmektir. Ancak bugün yeteneklerin keşfinde kullanılan teknoloji, gün geçtikçe incelikli hale gelmiş ve şirketler bu aracı, insanları hem elemek hem de teşvik etmek adına kullanmıştır.

Reklamlar

POST-FORDİZM

kaynak: http://www.mevzuatdergisi.com/2005/06a/05.htm
Sonsuz olarak değişen, sonsuz olarak hareket eden ve maddenin onlara göre  hareket edip değiştiği yasalardan başka hiçbir şey öncesiz ve sonsuz değildir.” Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği, 1882. [1]

Centilmenler, kriz sizi endişelendiriyor. Endişelenmemelisiniz. Kapitalizm için kriz iyi bir soğuk duştur” diyen Schumpeter’in uzun vadeli görüş açısı, Keynes’inkinin tam tersiydi. Dizginlenemez denli alaycılığıyla, önce “kısa dönemde” kapitalizmin yeni formuyla gerçekten uzun, yükselen bir eğri çizeceğini, “bu işlerde yüzyılın kısa bir dönem olduğunu” ekleyerek iddia etmişti. Ama sonrasında alt üst edici nihai hüküm geldi: “Kapitalizm ayakta kalabilir mi? Hayır. Kalabileceğini düşünmüyorum.”[2] Robert L. Heilborner.

Giriş

1970’li yıllarda yaşanan fordizmden post-fordizme geçiş, sosyal bilimler yazınında hakim görüşe göre kapitalizmin bir fazından diğer bir fazına geçiş olarak algılanmaktadır. Söz konusu geçiş önceki fazın krizi sonucu kapitalizmin kendisini yeniden üretme girişimidir. Akademinin kahinleri bu bağlamı açıklarken “yapısal kriz”, “transformasyon”, “geçiş (İng. transition)” terimlerini ön plana çıkarırken, diğer taraftan yeni süreci izah ederken de “post-fordizm”, “post-endüstrileşme”, “post-modernizm”, “beşinci Kontratiev”, “post-kolektif” gibi yakıştırmaları kullanmaktadır.[3] Okumaya devam et

Fordizm Nedir

fordizm kavramı genel olarak amerika’da henry ford tarafından geliştirilen ve daha çok kapitalist endüstriyel üretim sürecinde uygulanan ilkeleri tanımlamak için kullanılmaktadır. önceleri gramsci tarafından amerikan endüstriyel yaşam biçimini belirtmek için kullanılmış, daha sonra literatürde fordizm kavramı, kavramsal olarak kapitalist endüstrileşmenin daha çok 2.dünya savaşı sonrası gelişimiyle ilgili olarak kullanılmıştır. Okumaya devam et

Postfordizm Nedir?

Kapitalist ekonomilerde üretim ve tüketim süreçlerinde oluşan krizle birlikte yaşanan dönüşüm, fordizm-postfordizm, endüstriyel-postendüstriyel toplum, örtgütlü-örgütsüz kapitalizm, modernizm-postmodernizm gibi kavramsallaştırmalar çerçevesinde tartışılmaktadır. 1970’li yıllarla birlikte fordist üretim sisteminin daha yaygın olarak uygulandığı gelişmiş kapitalist ülkelerde kitlesel üretimin iç ve dış pazarlarda meydana gelen ani talep değişikliklerine yanıt veremediği ve sistemin kendi içinde hızlı bir şekilde tıkanmaya doğru gittiği öne sürülmektedir. Okumaya devam et

Wall Street’deki şenlik nasıl bitecek?

wall street

ABD ve Avrupa borsalarındaki çılgınca tırmanış yeni bir şokun bu borsalardan başlayabileceğini düşündürüyor.

Osman ULAGAY

Asya ülkelerinde şirketler ve bankalarla birlikte hisse senedi borsaları da çökerken ABD ve Avrupa’da hisse senedi borsalarının yeni rekorlar kırması 1997 yılının bir başka özelliği idi. Asya krizinin Hongkong’u da etki alanına almasıyla birlikte Wall Street’den başlayıp Avrupa borsalarına yayılan bir sarsıntı yaşandı ama çabuk atlatıldı. Amerika’da ve Avrupa’da şirketlerin karlılığının süreceğine ve hisselerin daha da yükseleceğine inanmış yatırımcılar borsaları ayakta tuttu. Okumaya devam et

QUA VADİS ? KÜRESELLEŞMENİN İKİ YÜZÜ

KİTABIN ADI QUA VADİS ? KÜRESELLEŞMENİN İKİ YÜZÜ KİTABIN YAZARI OSMAN ULAGAY YAYINEVİ VE ADRESİ

BASIM TARİHİ 1999 KİTABIN YAYIM MAKSADI KÜRESELLEŞMENİN ANLAMI VE ÜLKELER EKONOMİSİNİN ARASINDAKİ OLUMLU VE OLUMSUZ ETKİLERİ KİTABIN ÖZETİ :

Osman ULAGAY ekonomi ve siyasal bilimler eğitimi gördükten sonra farklı alanlarda çalışmış daha sonra gazeteciliğe başlamıştır. Cumhuriyet, Sabah, halen de Milliyet gazetesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Ulagay’ın kitapları arasında 24 Ocak deneyimi, Özal ekonomisi’nde Kim Kazandı Kim Kaybetti, Özal’ı aşmak İçin Enflasyonu Aşmak İçin, Krize Adım Adım ve Aklınla Uçur Beni sayılabilir. Okumaya devam et

Sanayi Sonrası Toplumdan Post-modern Topluma

clip_image002

Sanayi Sonrası Toplumdan Post-modern Topluma 

Çağdaş Dünyanın Yeni Kuramları

Krishan Kumar

Türkçesi: Mehmet Küçük

Bu kitapta tartıştığımız kuramlar çokluk batı toplumları üzerinde odaklanmıştır. Ama batı, daha önce hiç olmadıdığı ölçüde, dünyanın geri kalanının bir parçası olmuştur. Bu dünyanın hatırı sayılır bir kısmını, ister iyi diyelim ister kötü, batı denetlemektedir. İncelediğimiz sanayi sonrası toplum kuramlarının bu durumun tamamen farkında oldukları söylenebilir. İster iletişim ve enformasyonun tüm dünyayı pençesine almasını, ister kapitalist ekonominin post-fordist yeniden örgütlenmesini ya da isterse modernliğin belli başlı varsayımlarının bazılarının gözden kaybolmasını betimlesinler, bu kuramlar hem dikkat çekilen gelişmelerin küresel yapısını hem de bu gelişmelerin yönü ve yayılımı konusunda batının oynadığı temel rolü vurgulamıştır. Bunu yapmaları ölçüsünde de bugün dünyadaki en önemli değişimlerin bazılarını ele almamıza elverişli bir ayna sunmaktadırlar.

Okumaya devam et