İNSANI İLİMLER MÜMKÜN MÜDÜR ?


onların konusunu olduğu kadar metodunu da berikilerden kesin olarak ayırıyordu. Ona göre manevî veya insanî ilimler tabiat ilim­lerine göre muhtar (bağımsız) bir bütün teşkil ederler. “İçtimaî ilimler”, “sosyoloji”, “tarihî ilimler”, “kültür ilimleri”, v.s… gibi tâbirler bu sahayı ifade bakımından dar ve yetmez bir haldedirler. Burada aynı özden gelen iki ilim nevi arasındaki ayrılık değil, büs­bütün başka iki saha, birbirinden mahiyet farkı ile ayrılan iki cevher­den bahsedilebilir : Maddî cevherle manevî cevherin, dış âlemle iç âle­min, tabiat âlemi ile insanî âlemin bu derin ayrılığı tabiat ilimleri karşısında manevî ilimlerin konu ve metodça ne kadar müstakil görüş tarzlarına sahip olması görektiğini gösterir (17).

Dilthey, tabiat ilimlerinin miktar, ölçü, sebeplik münasebetle­rine nisbetle, mânevî ilimler sahasında keyfiyet ve mâna (signifi­cation) münasebetlerini, birincilerdeki izah etme metoduna karşılık ikincilerde anlama metodunu koyuyor; birincilerin sahası olan mad­dî tabiata karşı ikincilerin sahası olarak sırf mânevî ve insanî olan tarih’i ileri sürüyordu (18). İzahetmek (expliquer) maddî olan ta­biatı matematik istidlâl ile ifade etmek, ve buradan teknik karak­terde neticeler çıkarmaktır; anlamak (comprendre) manevî’ – yâni insanla ilgili – olan âlemi psikolojik tahlil vasıtasiyle ifade etmek­tir ki, bu sahada matematik istidlal geçmez, ve buna dayanan tek­nik neticeler çıkarılamaz. Anlaşılacak olan mânevî âlem tekerrür eden ve mekanik olan fizik olgular âlemi değil, ferdî ve tek olan ve sırf insana ait olduğu için yalnız insan ruhuna nüfuzla anlaşıla­bilen tarihî vakalar âlemidir. Eğer insanlar sırf mânevî birer var­lık gibi görülebilselerdi, onların tabiat ilimleri tarafından izahı için boş yere zorlamalara lüzum kalmaz ve sırf kişilik (şahsiyet) ha­linde tetkikleri yeterdi. Fakat onlar aynı zamanda birer bedene sa­hip oldukları ve muhitleriyle münasebette bulundukları için psiko­fizik, coğrafya gibi bazı maddî temele dayanan ilimler de meydana çıkmaktadır. Ancak bu ilimler hiç bir zaman bütün insanı izah ede­mezler ve böyle bir iddiadan da uzak olmaları gerektir. İnsanı in­celeyen bu tabiat ilimleri her zaman mânevî hayatın gelişmesini sağlayan veya sınırlayan tabiî şartlar olarak görülmeli ve ancak bu bakımdan insanî ilimler arasında bir yer almalıdırlar. Hattâ böyle bir görüş tabiat ilimleriyle insanî ilimler arasındaki kesin ayrılığı yumuşatır. Onların birbirleri ile temas imkânlarını da ha­zırlar.

Reklamlar

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: