İNSANI İLİMLER MÜMKÜN MÜDÜR ?


özünü (mahiyetini) ve tetkik metodlarını da tamamen ayırmak lâzım geldiğini söylüyordu. Fakat Fransa’da Aug. Comte’un ilimler sınıflaması o kadar ezici bir tesir yapmıştı ki, ne bu zatın maddî ve mânevi ilimler arasındaki kesin ayırışı hattâ ne de Cournot’nun ihtimaliyet fikrine dayanarak ilimleri daha yumuşak bir tarzda de­recelere bölmesi fikri bir türlü yerleşemedi (16). Her ne kadar Descartes geleneğini devam ettiren Maine de Biran’ın spiritualizm’i Fransız felsefesinin en kuvvetli çığırını açmakta ise de, bu cereyan ilim felsefesi karşısında kâfi derecede cesur bir vaziyet alamadı; ve fikir tarihinde positiviste cereyanın karşısında bir cephe yapmış olmasına rağmen, insanî ilimler sahasında tesirli olabilmek için ge­reken prestiji kazanmaktan uzak kaldı. Bu iki rakip cephe, az çok aynı halde, Bergson’a kadar devam etti: İlimci felsefe daima yük­seği aşağıya ircaa çalışan, spiritüalist felsefe ise ilimlere ve deter­minizm’e dirsek çeviren inhisarcı görüşleriyle birbirleri üzerinde tesirli olmak imkânlarım ortadan kaldırıyorlardı.

W. Wundt ise, buna karşılık, natüralist ilimleri normatif ilim­lerden ayırmak suretiyle ilk defa olarak ilim görüşünü genişletmiye çalışıyordu: Bir tarafa olayları ve sebepliklerini araştıran tabiat ilimlerini, öte tarafa kaideleri (norm) ve değişmez kanunluklarını (légalité) tetkik eden normatif ilimleri koydu. Fakat böyle bir ayı­rış Orta çağ felsefesindeki madde ve şekil bölünmesi kadar yapma idi. Eğer insanla uğraşanlar yalnız normatif ilimlerse, nasıl oluyor da boş kalıpların bilgisi bu en yüksek gerçek derecesini aydınlata­biliyordu? ve en sonra, matematik ilimler en mükemmel normatif ilimler oldukları halde insanla en az uğraşmıyorlar mı idi? İnsan ruhu ve onun ifade ettiği değerler âlemi gerçek olabilmek için şe­kilden fazla bir şeye, M. Scheler’in tabiriyle maddî ve muhtevalı bir esasa dayanmalı idi. Bundan dolayıdır ki, Wundt’un ilimler sı­nıflaması insanî gerçeği izah bakımından ihtiyaca pek de uygun gö­rünmedi. Hele kendisinin psikoloji ve kavimler psikolojisi etrafın­daki çalışmaları muhtevalı tabiat bilgisini insana kadar genişletme meylini gösterdiği için, bu sınıflama büsbütün neticesiz kaldı.

F. Bacon’dan beri tabiat ilimlerinin gittikçe artan iyimser görüşü, bu suretle birdenbire Kant zihniyetinden mülhem şiddetli bir reak­siyonla karşılaştı: Bu da, tabiat ilimleri metodunu bütün insanî sa­haya yaymış olan cereyanlara harp ilân eden Dilthey’ın hareketi idi. Dilthey, tabiat ilimleri karşısına manevî ilimleri koyuyor, ve

Reklamlar

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: