İNSANI İLİMLER MÜMKÜN MÜDÜR ?


Vakaa insanın hürlüğü, umumiyetle, seçme fiilinde görülmek­tedir. Fakat seçilen şeylerin bize daha faydalı, daha iyi, daha güzel, v.s.. görüldükleri için onları seçmeye mecbur olmadığımızı nasıl te­min edebiliriz? Böyle bir durumda -hürlükten değil, ancak bazı de­ğerler ve bazı objelerin üzerimizde başkalarından daha çok baskı yaptığından bahsedebiliriz. Eğer bu seçme beğenme, tercih etme manâsına değil de, yalnızca önümüzdeki hadlerden herhangi birini piyango çeker gibi almak manâsına gelirse, o vakit seçme gayri-mu- ayyen bir fiil haline gelmiş olur, ve bu durumda hürlükten bahse­denleyiz.

Yeni bir felsefe zarureti reddederek insan varlığını mutlak hür­lük (*) sahası sayıyor. Buna göre biz hür olmağa mahkûmuz, ve hürlüğümüz seçmenin eseridir. Fakat bu herhangi bir objenin seçil­mesi değil, bizzat kendi varlığımızın seçilmesidir. Bundan dolayı varlığımız kendimiz tarafından kurulan bir projedir, eşyadan ta­mamen ayrı olan bir kendisi için varlıktır. Fakat böyle bir seçme hürlüğü tenakuzlu değil midir? Eğer hür olmaya mahkûm isek, hürlüğümüz zaruret tarafından çevrelenmiş olmuyor mu?

Yahut, hürlüğü zaruretin zıddı olarak düşünür, ve zarureti sı­nırlamak için hürlüğü düşünmeye mecbur olduğumuzu söylersek, burada hürlük insanî varlığa ait bir vasıf, konkre bir şey olmak­tan çıkmış, bir mefhum haline gelmiş olur (Schelling).

O zaman, ihtimal ki hürlüğü, aklın madde kanunlarından müs­takil olarak kendi kanunlarından haberdar olması manâsına alabi­liriz. Fakat. Kant’ın anladığı manâdaki bu hürlük, hakikatte, türlü zaruret nevilerinden biri, madde ve hayata nazaran daha yüksek derece olan aklî zaruret olacaktır.

Yahut da, hürlüğü hayatımızın kalitatif cereyanı manâsına an­layacak olursak, o zaman her an şimdiyi yaşamakta olan hayatı­mızı dinamik geçmişimizin hükmü altına koymuş ve yaşayışımızı hür değil, tamamen kendi yaşanmış hallerinin kölesi haline getir­miş oluruz.

Nihayet, hürlüğü iki zaruret zincirinin çatıştığı yerde meyda­na çıkan tesadüf, hayut bizzat insanda aklî zaruretle organik zaru­retin çatışmalarından doğan netice gibi görecek olursalj, bu manâ­da ya hürlüğü Cournot’nun yaptığı gibi tesadüfe indirmiş, ve her iki zaruret zincirine aynı derecede bağlı gayrı-muayyen karşılaş­ma diye tarif etmiş, şuursuz bir indeterminism’le hürlüğü karıştır­mış oluruz. Yahut da, ona iki zaruretin çatışmalarından doğduğu halde her ikisinin de vasıflarından kurtulan-yeni bir varlık derecesi

(♦) J. P. Sartre, L’etre et le n6ant.

Reklamlar

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: