SOSYOLOJİDE YÖNTEM


Örneğin halkın verdiği cevaplara bakılırsa "Monthly Atlantic"in Amerikada en çok okunan dergilerden biri olması gerekiyor. Bir de ista­tistiklere başvurunca bakıyorsunuz ki baskı sayısı en düşük dergiler­lerden biri.

Gene: "Açık renk mi, tabii renk mi bira içersiniz?"’ sorusuna cevap verenleri üçte ikisi açık içeriz demiş. Aslında tabiî renkli bira açık renk­liden tam dokuz misli fazla satılırmış.

"Renk Araştırma Enstitüsü" bir de şöyle bir deney yapmış: Kadın Derneklerinden birinde konferans salonuna girecekler için iki bekleme odası var. Biri modern, sade; biri de eski tarz; eşya ile, ağır halılarla dö­şeli. Gelenler beklemek için ilkin modern odaya girmişler, bu odada yer kalmayınca ötekine geçmeğe başlamışlar… Konferanstan sonra bayan­lara "odalardan hangisini beğeniyorsunuz?" sorusu sorulmuş. Uzun uzun düşündükten sonra yüzde 85’i eski tarz odayı beğendiklerini söylemiş.

Gene ayni Enstitü başka bir deneyinde: aynı çamaşır tozunu üç ayrı renkte paketlere dolduruyor. Paketlerden biri sarı, biri mavi, biri de ma­vi üzerine sarı çizgili.. Bunlar ev hanımlarına dağıtılıyor. Üçünü de kul­landıktan sonra hangisini daha iyi bulduklarını bildirmeleri rica ediliyor. Cevaplar gerçekten dikkate değer. Bayanların çoğu sarı kutudaki tozun çok kuvvetli olduğunu, çamaşırları parçaladığını, mavi kutudakinin çok kuvvetsiz olduğunu, çamaşırlarını kir içinde bıraktığını, mavi üzerine sa­rı çizgili kutudakinin de çok iyi, fevkalade olduğunu söylemişlerdir.

Başka bir örnek alalım: "Niçin dişlerinizi fırçalıyorsunuz?" sorusu­na çoğunluk: "mikroplar dişi çürütmesin diye…" cevabını vermiş. Oysa yapılan incelemeler dişlerin bu düşünceye en aykırı bir saatte fırçalandı­ğını ortaya koymuştur. Gerçekten çoğunluk dişlerini günde yalnız bir kere, sabahları kahvaltıdan Önce fırçalamakta… Yani sabah öğle akşam yemeklerinden diş aralarına biriken mikroplar, yapacağını yaptıktan sonra..

Bütün, bu araştırmalar halkın bir şey satın alırken kafasını işletme­diğini, ne istediğinin de farkında olmadığını ortaya koymaktadır. Böy­lece halkın aklından, düşüncesinden yararlanamıyacağını anlayan bilginler araştırmalarını derinleştirmek müşterinin, alıcının alt bilinç (sub- consient) ve bilinç dışı (inconscient) na inmek zorunda kaldılar.

Bilincimizi kaba bir sınıflamayla üç kata ayırmak mümkündür. Ken­di kendini bilen kat (bilinç), kendi kendinden şöyle böyle bulanık bir biçimde haberi olan kat (altbilinç), kendi kendinden hiç haberi olma­yan (bilinç dışı) en derin kat.

Reklamlar

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: