SOSYOLOJİDE YÖNTEM


deneyleme (experimentation) yöntemini milyonları aşan geniş, yaygın toplumlara uygulamak olanaksız (imkânsız) dır, ama dört beş kişilik ya da daba biiyükce küçük zümrelere kolaylıkla uygulanabilir.

d) Avrupalı Amerikalı bilginler arasında beliren önemli farklardan biri de : Amerikalıların psikolojinin sosyolojinin günlük hayatımızdaki her çeşit, insan ilişkilerinin açıklanmasına büyük yardımı dokunabilece­ğine, bu yolla da insan ilişkilerinin düzenlenebileceğine inanmalarıdır, Avrupalı bilginlerde bu inanç zayıftır. Gerçi’ bir çok Avrupalı sosyolog gibi Durkheim de: "Sosyolojinin pratik hayata yararı olmasaydı bir da­kika bile üzerinde durmağa değmezdi" demiştir. Ama siz bakmayın on­ların bu sözlerine; olayları inceleyip de bunlar arasında değişmez bir ta­kım ilişkiler arayacaklarına, insanları ya da ele aldıkları toplumları nasıl hayal ediyorlarsa, nasıl görmek istiyorlarsa; onları ,olayların incelenme­sinden çıkarılmış birer sonuç gibi ileri sürmeğe kalkışmışlardır.

Bir Avrupa Üniversitesinde öğrencilerden biri, dersle hocasından sosyolojinin ne işe yarayacağını sorar. Profesörün verdiği şu cevaba ba­kınız: "İlkin insan zihnini geliştirmeğe sonra da sosyoloji öğretmeni ye­tiştirmeğe…"[2] İşte yakın zamanlara kadar Avrupalı bilginlerin, sosyolog­ların çoğu, insan bilimleri hakkında böyle düşünmekteydi. Ama Amerika- da Birinci Dünya Savaşı sonlarında başlayan psikoloji ve sosyoloji alanın­daki deneylemeli (experimentale) araştırmaların hızla gelişmesi; şu son yıllarda özellikle İkinci Dünya Savaşından sonra Avrupalıların bu dü­şüncelerini sarsmaya başlamıştır. Artık Avrupalı bilginler de eski düşün­celerinden sıyrılmağa, Amerikalı meslekdaşlarının verimli yolunda yü­rümeğe başlamışlardır.

Bir az önce belirttiğimiz gibi bugün Birleşik Devletlerde hiç bir in­san ilişkisi yoktur ki gelenekçi ampirik bilgiden sıyrılarak bilimin, bilim­sel metodun aydınlatıcı ışığına girmemiş bulunsun. Bir fikir vermiş ol­mak için toplumsal hayatın binbir çeşit günlük ilişkilerinden gelişi güzel birini, örneğin alıcının satın alma iştihasını kabartmağa çalışan reklâmı ele alalım.

Amerikada reklâmcılık — Birinci Dünya Savaşından sonra Birleşik Devletlerde her çeşit endüstri hızla gelişip de piyasayı mala boğunca, bunları satmak bir mes’ele oldu. Alıcının satın alma iştihasını arttırmak için türlü çarelere başvuruldu. Her şeyden önce malı halkın isteğine, gönlüne göre hazırlamak gerekiyordu. Bunun için de endüstriciler, fabrikatörler, tüccarlar, psikolog sosyolog gibi uzmanlara başvurdular, onların yardımını istediler.

Türlü soru teknikleriyle halkın isteklerini anlamaya çalışan araştırı­cılar, uzun araştırmalardan sonra şu sonuca vardılar; halk çoğu zaman neyi sevdiğinin farkında değildir; ne istediğini de pek bilmez; bilse bile doğruyu söylemez.

Reklamlar

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: