SOSYOLOJİDE YÖNTEM


İşte geleneğe otoriteye dayandığı için kılına dokunulmadan kuşak­tan kuşağa, ustadan çırağa geçen din, büyü inançlariyle karışmış bu pra­tik bilgi uygulanırken, bazı kimselerin gelenekle gelen bu pratikleri, gö­renekleri, kuralları, aşan bir takım yenilikler yaratmış olmaları, otoriteye, geleneğe beslenen sonsuz güveni sarsmış olabilir. Bunun sonucu olarak da insanda, kendine güven duygusunun gelişmemesi, doğanın sırrını bul­ma yeteneğinin, yaratıcı gücün uyanmaması, canlanmaması mümkün de­ğildi.

Prometheus’un Jupiterderı ateşi çalma masalı” (mythos) da, öyle sa­nıyorum ki, insanoğlunun otoriteye, geleneğe dayanan bilgiden kurtulu­şunun ilk simgeli (symbolique) anlatımıdır.

Görülüyor ki daha Helenlerden önceki uygarlıkların din, büyü inanç­larına dayanan bilgilerinde; bugünkü bilimimizin temelli niteliklerinden sayılan "özgür inceleme" (examen libre) ilkesiyle gözlem ve deney yön­temlerinin bulanık belirtileriyle karşılaşılmaktadır.

Durkheim "Dinsel Hayatın İlkel Biçimleri" adlı yapıtında; değil Kai­de Mısır gibi uygarlıklarda, taş çağına kadar uzanan Klan uygarlığının totem inançlarında bile, günümüz biliminin temel kavramları sayılan zaman, mekan, nedensellik, sistem fikrinin v.b. nin bulanık izlerine, to­humlarına rastlandığını göstermektedir".

Bilindiği gibi klan halinde yaşayan totem inançlarına bağlı ilkeller; eşyayı bitkiyi, hayvanı, insanı birbirine karıştırır; hepsini bir ve aynı sı­nıf altında toplar. Peki ama ilkellere bu varlıkları birbirine karıştırmak fikri nereden geliyor acaba? Doğada, eşya birbirine karışmış değildir Her şey kesin ve açık olarak birbirinden ayrılmışdır. İşte Durkheim’e göre: ilkellere bıı varlıkları birbirine karıştırma düşünüşü, totem dininden gelmektedir. Çünkü totem dininin temelinde totem olan hayvan, bitki, insan ayni şeyden yapılmışlardır. Bu bir kere kabul edildikten sonra ar­tık her şeyi birbirine benzetmek, karıştırmak kolaylaşır. Demek totem dini eşyanın olduğu gibi görünmesine engel olmakladır. Gerçi duyu ör­günlerimiz, dünya hakkında bize oldukça doğru bilgiler verir, varlıkları biri birine karıştırmamıza engel olıır; ama buna karşılık bu varlıkları bize parça parça gösterir, bunlar arasında görünmez bir ilişki kurarak biz­de sistem fikrini uyandıramaz. İşte totem dini düşünüşü, bu varlıkları birbirine karıştırma yoluyla bizde sistem fikrini doğurur. Varlıklar ara­sında duyu örgenleriyle kavranması olanaksız (imkânsız) olan bir bağın nasıl kurulabileceğini gösterir. Önemli olan şey, bunu başarmak ya da başaramamak değildir, böyle bir şeyin olabileceğini göstermektir. İnsan kafasına bir kere böyle bir fikir geldikten sonra artık felsefenin, bilimin doğması kolaylaşır. Zaten günümüzün bilim açıklamasiyle ilkel insanın totem inancına dayanan açıklaması arasında bir öz farkı yoktur1.

Reklamlar

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: