SOSYOLOJİDE YÖNTEM


Hemen belirtelim: İ.Ö. 7. yüzyılda Hellas’ın lyonya bölgesinde, be­liren bilim düşünüşü de öyle birden bire doğmuş değildir, uzun bir ev­rimin sonucu olarak insan kafasında yer almıştır. Bilimin evrimini baş­langıcından bugüne kadar üç evreye ayırmak mümkündür.

1. Evre. — Gerçekten bilim düşünüşünün ilk izlerini Hellenlerden önceki uygarlıkların din, büyü inançlarında, pratik sanatlarla ilgili bilgi­lerinde — ki bu bilgiler de din ve büyü inançlariyle karışmıştır — görmek mümkündür. Bu eski uygarlıklarda; törelere, âdetlere, masallara (Mythos) dayanan, gelenekle kuşaktan kuşağa geçen; doğa üstü, esrarlı bir takım varlıkların buyrukları saydıkları için de aslı esası araştırılmadan benim­senen din ve büyü inançlarına karışmış bir bilgi türü egemendi. İşte bi­lim düşünüşünün ilk izlerine; Kalde, Mısır v.b. gibi Hellenlerden önceki uygarlıklarda yaygın bulunan bu din, büyü, pratik bilgi karışımı düşüncede rastlamak mümkündür.

Bilindiği gibi bu eski uygarlıklarda din, büyü, pratik bilgi karışımı olan Astroloji, Alkimi, pratik geometri v.b. gibi bilgi dalları hep pratik zorunluluklardan doğmuşlardır. Örneğin ilk uluslararası ticareti kuran Kaldeliler denizlerde, çöllerde yollarını şaşırmamak için yıldızlardan yönlerini belirlemeğe çalışırlarken gök üzerine pratik bir takım bilgiler edinmişlerdir. Ama bu bilgiler din inançlariyle, özellikle o çağlarda, Arabistanda Islâmdan önce ki çağlarda da pek gözde olan yıldızlara tapma (sabaisme) diniyle sıkı bir ilişki halindeydi. O kadar ki yıldızlarla insan­ların kaderleri arasında sıkı bir ilişkinin bulunduğuna bile inanmışlardı.

Gene bunun gibi pratik geometri eski Mısırda pratik zorunluluklar­la doğmuştur. Her yıl Nil taşınca, herkesin toprağı birbirine karışıyor, bu yüzden de ailelerin toprak sınırlarını yeniden belirtmek gerekiyordu. Mısırda daha o zamanlar bu işin uzmanlarından meydana gelen büyük bir örgüt vardı. Nilin taşması, toprağı yılda bir kaç kere sürülebilir hale getirdiği için, ürün az emekle kolayca sağlanabilirdi Onun için bu iş Mısırda çok önemliydi. Bu örgüte bağlı uzmanlar da, kuşku yok, kare üçgen, dikdörtken v.b. biçiminde olan toprakların yüz ölçümünü bilir­lerdi. Bu bilgileri de başlan aşağı ampirik, pratik bir takım temellere da­yanıyordu[3]. Yalnız bu pratik bilginlerin, geometri biçimlerinin, matematik

sayıların da din, büyü inançlariyle karışmış olduklarını, kutsal büyülü bir anlam taşıdıklarını hatırlatalım. Hatta bugün, geometri biçimlerinin, ma­tematik sayıların bu büyülü esrarlı özelliklerini, bazı kimselerin üzerle­rinde taşıdıkları muska denen okunmuş üflenmiş kâğıtlarda bir artakalan (survivance) olarak, görmek hâlâ mümkündür.

Reklamlar

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: