Bilgi Sosyolojisinde bir Problem Olarak Kimlik


Bu mütalâalar, özellikle burada sunulmak zorunda olduğu dar formlarında, ilk bakışta olağan üstü soyut olarak gözükebilir. Ancak, kimliğin sosyolojik anlamı hakkında sosyal psikoloji ve bilgi sosyolojisinin bu ana perspektiflerinin tatminkar bir kombinasyonu sorulduğunda, şöyle sade bir ifadeyle cevap verilebilir: Kimlik, psikolojik realiteyle olan uygun bağlılığıyla, daima sosyal olarak yapılanmış belirli bir dünyada kimliktir. Veya, ferdin bakış açısından ise: İnsan kendini, genel bir dünyada bulunmakla, diğer insanlar tarafından tanımlanmış olduğu gibi hüviyetlendirir.
Mead’ın da işaret ettiği gibi, sosyalleşme sadece ferdin diğerlerinin ‘davranışlarını aldığında’ mümkündür, yani kendisini diğerlerinin daha önceden onu anladıkları gibi anlatmasıdır. Elbette bu proses kimliğin bizzat kendisinin teşkil edilmesine kadar uzatılabilir, böylece sosyal kimlikleşmenin kendini-kimliklendirmeyi (self-identification) hem ürettiği hem de ondan önce geldiği formüle edilebilir. Bu durumda, Mead’cı davranış prosesi -ve rol- yüklenme, ortak bir dünyayı paylaşmayan fertler arasında vuku bulması mümkündür, meselâ Colombus ile 1492 de karşılaştığı ilk Amerikan yerlileri arasında olanlar gibi. Kısa zamanda birlikte yaşadıkları çevre olan bir dünya içinde birbirlerini kimliklendirdiler, daha doğrusu birbirleriyle iştigal ettikçe birlikte böyle bir dünya kurdular. Birbirlerini bu dünyanın terimleriyle sosyalleştirerek, sonra da onun içindeki uygun davranışları ve rolleri yüklenebilirlerdi. Colombus ve İspanyolları, güçlü taraf olarak (bir anlamda ebeveyn gibi), bu ‘adlandırma’ oyununda avantajlıydılar, muhtemelen İspanyollar onlar tarafından mitolojik yaratıklar olarak kimliklendirilmeye pek az teşebbüs ederken, onlar kendilerini İspanyolların terimleriyle, Indios olarak, adlandırmak zorundaydılar. Başka bir deyişle, Amerikan yerlisi kendini İspanyolların dünyasına yerleştirerek kendini kimliklendirdi, daha emin olarak denebilir ki, onlar bu çevreye yerleştikçe dünya da kendisini bu yönde düzenledi. Halihazırda aynı dünyadaki yerleşik fertler arasında vuku bulan daha normal sosyalleşme vakıalarında, kimliklendirmenin konumunu başlangıçtan itibaren nasıl belirlediğini görmek daha kolaydır. Ebeveyn çocuğa adını verir ve sonra bu kimliklendirmeye uygun terimleri kullanarak onunla meşgul olur. ‘İsimlendirmenin’ kelime manası bu işlemde bulunmaktadır (bunun belirginliği ait olduğu kültüre bağlıdır, bir John Smith olmak, ‘Ivan Ivanıwic’den, ‘köyün aptalından’ vs. daha az tatmin edicidir). Sosyalleşme mecrasında ismin tüm etkileri ve açık konumuyla çocuk, aynı prosesle kimliğini de bezediği, -ahlak dünyasında kendini ‘iyi bebek’, cinsiyet dünyasında ‘küçük bir oğlan’, sınıf dünyasında ‘küçük bir centilmen’ olarak kimliklendirerek- içinde bulunduğu ve konumlandığı dünyayı bezer. Mead’cı deyim genişletilebilir: fert, başkalarının davranışlarını ve rollerini aldığı gibi onların dünyalarını da alır. Her rol bir dünyayı sergiler. Benlik daima bir dünyada konumlanmıştır. Aynı sosyalleşme prosesi benlik üretir ve dünyayı ait olduğu bu benliğe içselleştirir.

Reklamlar

Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: