AUTO TELOS Nedir?


ESTETİK ÖZNE
Estetik tavrı estetik özne gösterir.

Estetik tavrın özellikleri:

1 AUTO TELOS ( amacı kendine olma)
estetik özne estetik nesne karşısında bu tavrı gösterir.
Kendi dışında başka bir amacı yok demektir
Bir resmi veya bir müziği sadece haz almak için dinlersek bu tavrın amacı kendi içinde olmuş olur.
Tavrın bizatîhî kendindedir.
Frederich Schiller bunu savunmuştur.
Estetik olanı kendine özgü bir dünya olarak anlamaktadır.
Kant’ın genel felsefesinde de bu vardır.
Kant’ın ödev ahlakında da bu görüş bulunmaktadır.

Kant’ın bu görüşüne karşı çıkanlar da olmuştur.
“Vefasızlık diye bir şey varsa iyiliğin ödev olarak anlaşılması yanlışlık içermektedir” şeklinde düşünceleriyle karşı çıkmışlardır.

Karl Groos irreal olanın yerine aslında biyolojik bir fonksiyon vardır diyerek karşı çıkanlardan biri olmuştur.
Çocuklar kendi aralarında oyun oynamalarını örnek vererek bunun amacı kendi olan bir tavır olmadığını tamamen o çocukların gelişimi için gerekli olan biyoloji bir fonksiyon olduğunu söyler.

2-KONTEMPLATİON: (seyretmek)
Auto-Telosa benzerlikleri olduğunu gibi ayrılıkları da vardır.
Estetik nesneyi seyretmek vardır.
Seyrederken haz duymak vardır.
Burada seyretmeye dayalı bir temellendirme vardır.
Heykel veya resmi seyretmek buna örnektir.
Aslında bu düşüncenin kaynağında da Kant vardır.
Kontemplative kavramını estetik alana kazandıran Kant’tır .
Kant’ta iki dönem vardır.
1- doğa felsefesiyle uğraştığı dönem
2- kritik felsefeyi kurduğu dönem
estetik tavrın ortaya koyulması için bir birikimin olması gerekmektedir.
Kant “ yargı gücünün eleştirisi” adlı eserinde bu konuyu ele alır.
Genel kabul görmüş estetik değerleri araştırır.
İnsan oğlu en çok değişebilen varlıktır.
İnsan aklı doğruların ne olabileceğini bilecek bir güce sahiptir.

3-DUYUM
estetik özne estetik nesne karşısında duyumla ilgili bir tavır sergiler.
Duyusal yapıya bağlı bir temellendirme vardır.
Duyum problemi Platon’da da vardır.
Estetik genel anlayışıyla “ duyu yoluyla kavrama” anlamına gelmektedir.
Baumgarten bu anlamı kazandırmıştı.
Bu bilimim duyumlama ile ilgili olduğunu vurgulamak istemiştir.
Platon “ mimesis” kavramını kullanır. Bu ise taklit demektir.
Taklidin taklidi ise sanattır.
Sanat bir bilgi çeşididir.
Ancak bu bilgi aklın sağladığı bir Episteme bilgi değildir.
Aldatıcı , belirsiz ve duyusal bilgidir sanat.
Bu ise “DOXA” dır
Felsefede bilgi ikiye ayrılmaktadır
1-Doxa. ( sanı bilgisi)
2-Episteme( akla dayalı bilgi)

Sanat duyumun harekete geçirdiği bir tavırdır.
Modern ps.kolojide duyu önemlidir.
Duyuları 10’a ayırır.
1- Göreme
2- İşitme
3- Koku
4- Tat
5- Dokunma
6- Isı
7- Kasların hareketi
8- Denge
9- Ağrı
10- Canlılık
Görme ve işitme duyumları estetik yaşantıları kapsar.
Buradan da her duyunun estetik alanda yeri olmadığı anlaşılır.
Bir sanat yapıtını kavrayabilmek için onu bir duyumla bütün olarak algılayabilmek gerekir.
Sanat bir duyumlar bütünüdür.

4-ALGI
Estetik özne her şeyden önce estetik nesneyi algılar.
Algı berraklığı olması gerekir.
Estetik tavır için temeldir.
Ps.kolojide de önemlidir algı
Ruhsal hayatın öğelerinden biri de algıdır.
Ps.kolojide algı bir bütünün kavranması anlamına gelmektedir.
Anlama algıyla bağlantılıdır.
Anlamlandırma denirken aynı zamanda algı da kastedilmektedir.
Bunun tersi de geçerlidir.
Duyumlarda anlamlandırma yoktur algılama da ise anlamlandırma vardır.
Fakat algının duyumlarla bir bağlantısı vardır.
Çünkü, algılarımız duyumlardan gelirler.
Algı nesnelere anlam verir ve onları bütün olarak kavrar.
Algı insana nesneleri verir ve bu nesneler insana gerçekliği gösterir
Algı insana var olanı olduğu gibi gösterir.
İlkel insan ve çocukta ise algıya duygularda katılmaktadır bu bir problem alanı yaratmaktadır.
İnsan algıyı antipati ve sempati ile algılar.
Gerçeklikler dünyası aynı zamanda duyular dünyası olmaktadır.
Duyulur algının insana var olanı bildirdiği ortaya çıkmaktadır.
İnsan sadece var olanı bildiren algıyla yetinmez.
Algının arkasına uzanmak ister.

Burada 2 çeşit kavram ortaya çıkar.
1-Duyular aracılığıyla gerçek olana yönelmek
2-yalnız insan için var olan başka bir şeye yönelme şeklindeki tavır
birincisi real olan ile ilgilidir.
İkincisi ise irreal olan ilgilidir.
Birincisinde algı doğrudan doğruya önemli bir rol oynarken ikincisinde ise sadece algıya bağlılık var faka önemli olan algı değildir.

Bu noktada “estetik kavrama” ya da “estetik algı” kavramı ortaya çıkmaktadır.
Estetik algı iki farklı kavramanın oluşturduğu algı bütünlüğünü gösterir.
Yani biz ilk önce estetik nesne karşısında onun real tarafını algılarız. Ve daha sonra onun irreal olan alanını düşünmeye başlarız.
İşte bu bütünlüğün sağlanmasına estetik kavrama denir yani irreal olan ile real olanın bütünlüğüdür.

Duygular insan hayatında birbiriyle karışan aksiyonlardır.
Ps.kolojinin ,estetiğin ve bununla ilgili diğer alanların bir şeydir duygular.
İnsan oğlu bütün nesneler karşısında duygularıyla yaklaşır.
İnsan duyu niteliği katarak değerlendirmektedir ve hoşlanır ya da hoşlanmaz

Ders: Sanat Felsefe
Sınıf: 3 Dönem:2
Anlatan: Prof. Dr. Kazım Saraıkavak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: