Jürgen Habermas


(1929-…) Almanfelsefeci, sosyolog ve politika bilimci.

Hayatı ve Düşüncesi

18 Haziran1929’da doğdu. 1961 yılında Marburg’da doçent oldu. 1961-1964 yılları arasında Heidelberg’de felsefe dersleri verdi. 1964 yılında Frankfurt ** Main Üniversitesi’nde felsefe ve sosyoloji profesörü oldu. 1971-1981 yıllarında Starnberg’deki, bilim-teknik dünyasının yaşam koşullarını araştıran Max Planck Enstitüsü’nün müdürlüğünü yaptı. 1981’de Berkeley Üniversitesi’nde konuk profesör olarak bulundu. 1982 yılında Frankfurt Üniversitesi’ne profesör olarak geri döndü. 1994 yılında buradan emekli oldu ve Northwestern University’de konuk profesör olarak seminerler verdi.

Habermas’ın başyapıtı sayılan “İletişimsel Eylem Kuramı” (1981) çağdaş düşünme evrenine gerek amaçları gerekse yapısı bakımından toplum kuramının yönünü değiştirecek denli önemli katkılarda bulunmuştur. Habermas kitabına tıpkı Weber ile Parsons gibi bir eylem tipolojisi geliştirmeyi amaçlayan üstkuramsal düşüncelerle başlamaktadır. Bu doğrultuda “uzlaşım yönelimli” (iletişim yönelimli) eylemler ile “başarı yönelimli” (ussal amaç yönelimli) eylemler arasında çok temel bir ayrım yapmış; buna bağlı olarak da “stratejik eylemler” ile “araçsal eylemler” arasında ayrıca bir ayrıma gitmiştir. Araçsal eylemler her zaman için fiziksel dünyada gerçekleştirilen amaç yönelimli müdahalelerdir. Genellikle etkililikleri açısından değerlendirilirken, teknik kurallara bağlı olarak da betimlenirler. Buna karşı stratejik eylemler belli sonuçlar elde etmek için insanları etkilemeyi amaçlayan eylemlerdir. Aynı araçsal eylemler gibi stratejik eylemler de etkililikleriyle değerlendirilip, oyun kuramının sunduğu araçlar yanında ussal seçim kuramlarınca betimlenirler.

Bu anlamda pek çok araçsal eylem aslında stratejik eylemdir de, buna karşı stratejik eylemlerden ancak kimileri araçsaldır. Öte yanda iletişimsel eylem, bütünüyle bağımsız ve ayrı bir toplumsal eylem türüdür. İletişimsel eylemin en son amacı başkalarını etkilemek olarak dile getirilemeyeceği gibi bu eylem türü sırf etkilemek yoluyla da gerçekleştirilemez. O nedenle daha çok dünyadaki herhangi bir şey üzerine uzlaşıma varma, bu konuda karşılıklı anlamaya ulaşma çabası olarak anlaşılması gerekmektedir. Bu açıdan bakıldığında bütün eylem türleri eninde sonunda amaç yönelimli olmasına karşın, iletişimsel eylemde ulaşılmak istenen tek amaç, karşıdaki kişi ya da kişilerin yaşam dünyalarına değgin onlarla işbirliği yaparak beraber yürütülen yorumlama süreci yoluyla ortak bir anlayışa varmaktır. Böyle bir süreçte, yani iletişimsel olarak eylemde bulunurken, Habermas’a göre kişiler az ya da çok ortaya koydukları savların geçerli olduğunu kabul ederler; ayrıca her iki taraf da karşılıklı olarak kendi savlarının geçerliliğini tanıtlayacak nedenler göstermeye, gösterdikleri bu nedenler doğrultusunda savlarının geçerliliğinin sorgulanmasına izin vermeye hazırlıklı olmalıdırlar.
Habermas daha teknik bir düzeyde, modern ussallık yapıları bağlamında, iletişimsel olarak karşılıklı anlamaya varma uğraşı içinde olan bireylerin kendi yorumlarını gerçekte üç temel “konuşma edimi”ne karşılık gelen üç ayrı geçerli sav türüyle dillendirdiklerini savunmaktadır:

  • 1) sabit, değişmez konuşma edimlerinde ileri sürülen doğruluk savları;
  • 2) düzenli konuşma edimlerinde ileri sürülen normatif doğruluk savları;
  • 3) dile getirmeci konuşma edimlerinde ileri sürülen doğruluk savları.

Bu üstkuramsal ve yöntembilgisel düşünceler dışında İletişimsel Eylem Kuramı, bir ussallaştırma ve toplumsal ayrımlaşma sürecinin sonucunda ortaya çıkan modern toplum üzerine oldukça kapsamlı bir yorum sunmaktadır.
Habermas’ın geliştirdiği özgün “söylem etiği” (iletişim etiği) onun iletişim kuramının ayrılmaz bir bileşenidir. Söylem etiğinin temelde yararcılık ile Kantçı etik kuramlarına karşı bir seçenek olarak geliştirilmiş; uzlaşım sonrası bir etik anlayışa karşılık gelen bir yaklaşım olduğunu söyleyen Habermas, bu yaklaşımın ana düşüncesinin birbiriyle çarpışan farklı savların geçerliliklerinin sınanabilmesine olanak tanıyacak bir uslamlama ilkesi geliştirmek olduğunu belirtmektedir. Habermas’a göre böyle bir ilke, ancak iletişim ile uslamlamanın genel pragmatik varsayımlarına bakılarak temellendirilebilecek bir ilkedir. İlkeyi temellendirirken Habermas’ın izlediği yol en genel anlamda şu biçimde özetlenebilir: Belli ifadeleri dile getirirken konuşmacılar en azından üstü örtük bir biçimde farklı türden geçerlilik savlarına başvurmaktadırlar. Bunlar sırasıyla “doğruluk savı”, “normatif doğruluk”, “içtenlik ya da dürüstlük” diye sıralanmaktadır. Bu geçerlilik savları aynı zamanda dışsal kısıtlamalardan kurtulmuş “ideal konuşma ortamı”nın da yeter koşullarını oluşturmaktadır.

Geliştirdiği “İletişimsel Eylem Kuramı” ile toplum kuramı alanında oldukça yankı uyandırmış, özellikle iletişim felsefesi alanındaki düşünceleriyle üstfelsefe tartışmalarına önemli bir açılım kazandırmış Frankfurt Okulu’nun en önemli son kuşak felsefecisi, Alman toplum kuramcısı ve eleştirmeni. Adı çok büyük ölçüde modern kamu alanı düşüncesi doğrultusunda temellendirdiği “kamusallık” ile “özgür kamusal ussallık” anlayışlarıyla öne çıkmasına karşın, Habermas iletişim kuramı, biçimsel olmayan uslamlama, etik, toplum bilimlerinin temelleri ve yöntembilgisi gibi alabildiğine değişik alanlara son derece önemli katkılarda bulunmuştur.

Başlıca Eserleri

  • Strukturwandel der Öffentlichkeit (1962, “Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü”);
  • Erkenntnis und Interesse (1968, “Bilgi ve İlgi”);
  • Technik und Wissenschaft als ‘Ideologie’ (1968, “İdeoloji” Olarak Teknik ve Bilim);
  • Zur Logik der Sozialwissenschaften (1970, “Sosyal Bilimlerin Mantığı Üzerine”);
  • Theorie der Gesellschaft oder Sozialtechnologie. Was leistet die Systemforschung? (Niklas Luhmann’la birlikte, 1971, “Toplum Kuramı ya da Sosyal Teknoloji. Sistem Araştırması Neye Yarar?”);
  • Zur Rekonstruktion des histo- rischen Materialismus (1976, “Tarihsel Materyalizmin Yeniden İnşası Üzerine”);
  • Theorie des kommunikativen Handelns (1981, “İletişimsel Eylem Kuramı”);
  • Der philosophische Diskurs der Moderne (1985, “Modernin Felsefî Söylemi”);
  • Die nachholende Revolution (1990, “Arkadan Yetişen Devrim”);
  • Faktizität und Geltung (1992, “Olgular ve Normlar”).

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: