Romalıların egemenliğine giren Hellenler ve bir çok doğu kavimleri, Roma imparatorluğunun dinini yani hiristiyanlığı nasıl bir doğma (dogme) olarak kabul ettiyseler, Hellen Felsefesini, Aristo mantığını, matematik bilimini de. bir dogma olarak kabullendiler. Böylece akıl otoritesine dayanan Hellen felsefesi ve biliminin ruhu, Romada yok olmağa yüz tuttu. Bütün Orta çağ boyunca da Hellen felsefe ve bilimi akla değil de en eski uygarlıklarda olduğu gibi gene geleneğe, dogma (dogme) ya dayanan; dinamizmini kaybetmiş, donmuş, katılaşmış bir bilgi biçimine büründü. Artık akıl değil, Aristo gibi otoriteler düşüncenin başlıca dayanağı olmuştu. Akla dayanan düşünceler de, sadece kendi gücüne dayanan, deney kontrolünden uzak, yetersiz, kendince (arbitraire) bir biçim almıştı. Kısası orta çağ boyunca Hellen felsefesi, Hellen bilimi, ruhunu kaybetmiş soysuzlaşmış, tam anlamiyle geleneksel, donmuş bir kılığa bürünmüştü.
3. Evre — Hellenlerin akıldan başka hiç bir otorite tanımayan düşüncesi, orta çağda 1000 yıldan fazla bir zaman karanlığa gömüldükten sonra, 13. yüzyılda bazı uyanık aydınların, özellikle bir İngiliz fransisken papazı olan Roger Bacon’nın (1214-1294) çabalariyle yeniden ışığa kavuşmağa başladı. Ruhları heyecanla saran bu akım hızla gelişti, 15. yüzyılda "Renaissance" ı getirdi. Leonarda da Vinci, Galilei. Francis Bacon, Descartes ve daha bir çoklarının yardımiyle bilim düşünüşü üçüncii evresine, modern bilim çağına girdi, bugünkü açık seçik biçimini aldı.
Bir az önce bilim düşünüşü, evriminin ikinci evresinde, Hellenlerin elinde, ancak bir yönüyle gelişebildiğini", deney yönünün güdük kaldığını söylemiştik. İşte Rönesansta, bilimin bu üçüncü evresinde, bilginler bilim düşünüşünde Hellenlerin eksik bıraktığı deney yönünü geliştirmeyi başarmıştır. Rönesanstan soııra yetişen bilginler Hellenler gibi akla güvenmişlerdir. Ama deneyle kontrol edilmedikçe, aklın tek başına sağlam, kesin bir bilgi sağlayamayacağına inanmışlardır. Bundan ötürü modern bilim düşünüşü akıl ve deney temelleri üzerine kurulmuştur.
Sırası gelmişken şunu da söyleyelim ki günümüzün modern bilim düşünüşü Rönesansla beraber hemencecik doğmuş değildir. Rönesanstan itibaren bir kaç yüzyıl, hemen hemen İ.S. yüzyılın sonlarına kadar kafaların, hayal gücüne, önsel (a priori) fikirlere, metafizik görüşe dayanan alışkanlıklardan sıyrılması ile uğraşılmıştır.
Göreci (relativiste) kuramın habercisi olan ünlü Avusturyalı fizikçi Ernst Mach (1S38-1916) ın "La Mecanique" adlı yapıtında bu konuyla ilgili fikirlerini şöyle özetliyebiliıiz : "Fizik ilkin uzun zaman kiliseyle din örgütleriyle çarpışmak zorunda kaldı. 15. yüzyılda başlayan bu dönem, uzun süren bir kurbanlar tarihidir. Ama bilim sadece kilise otorıtesiyle çarpışmakla kalmamıştır. Din düşünüşünün uzaktan yakından her çeşidiyle çarpışmış, yenilip yok olmak tehlikeleriyle karşılaşmıştır. Bu tehlike hem de bilginlerden, din eğitimiyle yetişmiş bilginlerden geliyordu. Fizik bilginleri gerçi din düşünüşünden sıyrılmak için büvük çaba gösteriyorlardı ama gene de fizikleri metafiziko-teolojik bir biçime bürünmekten kıırtulamıyordıı."
Mach bu yapıtında: Descarles, Pascal, Newton, Leibniz. gibi bilginleri bile, bu zümreye sokmaktadır. Mach’a göre : Fizik bilginleri, gönüllerini saran bu din-bilim çatışmasından, bilimsel vicdanlarını kurtarmak için gösterdikleri çaba, yapıtlarında bile kendini gösterir.
</DIV>
1) Yakında çıkacak "Sosyolojide;Yöntem" adlı kitaptan Dergimizin bu sayısına giriş ve Birinci bölümden bir kısım alınmıştır.
2) Nuretin Şazi Kösemihal: "Avrupa; ve Amerikada Demokrasi ve Sosyoloji", Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Dergisi, sayı 17-18. 1962-1963.
5) Platon — N. Ş. Kösem ıha! çevirisi: "Protagoras" üçüncü baskı, klâsikler dizisi. 1965, sahifa 17-22.
6) Durkheim: "Les Formes Elementairss de la vie Religieuse" üçüncü baskı. 1937, Felix Alcan, Paris, Giriş: sahifa 12-23; sonuç 609-638.
7) Durkheim: "Les Formes Elementaires de La Vie Religieuse" üçüncü baskı, 1937, sahifa 337-340.
9) Durkheim, aynı yapıt, sahifa, 342.
[2] Roger Girod : Attitudes Collectives et Relations Humaine; Prefact: Jean Pıaget, sayfa VIII, 1953, Paris.
</DIV>
[3] Paul Descamps : N. Ş. Kösemihal .çevirisi : Deneysel Sosyoloji, ikinci baskı 1965, sahife 23, 24.
</DIV>
[4] Durkheim, aynı yapıt, sahifa 341»
</DIV></DIV>